Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
Login
Hala hesabınız yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yönetici, yorum ayarları ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksınız.
Kitap Tanıtım
Moral Fm Canlı
Kıymetli Misafirlerimiz Resulum.Net grubuna kayıt olabilirsiniz..
dua ve muhabbetle..
Sonsuz Nur: Efendimiz(sav) Hanımlarına Verdiği Değer
Gönderen: resulum Tarih: 30.10.2007 Saat: 23:00 (131 okuma)
Allah Rasûlü’nün kadına verdiği değer, ne o güne kadar ne de o günden sonra cihanda eşi görülmedik bir seviyede idi. O bir gece kalkıp hanımlarından birinin hatırını sorsa, hemen diğer hanımlarını da dolaşır, onların da hatırını sorardı. Davranış bakımından hiçbirini diğerine tercih eder görünmezdi. Herkes gibi, hanımları da, kendilerini Allah Resûlü nezdinde en sevgili sanırdı. Bu da O’nun eşsiz mürüvvetinden kaynaklanıyordu. Ancak kalbî temayüllere hiçbir insanın hakim olması söz konusu edilemeyeceği gibi, bu “teklif-i mâ lâ yütak” O’ndan da beklenmemeliydi. O’nun için Allah Rasûlü, elinden gelmeyen bu kalbî temayüllerinden de Cenâb-ı Hakk’a istiğfarda bulunuyor ve şöyle diyordu: “Farkına varmadan, birini diğerlerinden çok sevebilirim, bu da bir haksızlık olur. Onun için ey Rabbim! Elimden gelmeyen bu hususta Senin Rahmetine sığınıyorum...”
Sonsuz Nur: Efendimizin Anne Şefkati Altında Yetişmeleri
Gönderen: resulum Tarih: 10.10.2007 Saat: 10:23 (102 okuma)
Peygamberlerin hayatlarına bakıldığında
onların pek çoğunun babalarının, annelerinden önce öldükleri, bu sebeple
annelerinin himayesinde büyüdükleri görülür: Meselâ, Hz. Musa’nın babası,
annesinden önce vefat etmiştir.. ve O, annesinin himayesinde büyümüş bir
yetimdir. Hz. Mesih’in babası zaten hiç yoktur. Çünkü o, bir mucize olarak
babasız dünyaya gelmiştir. O yüce annesi ona hem annelik hem de babalık
yapmıştır. Efendimiz’in de (sav) daha dünyaya teşrif etmeden babası vefat etmiş
ve O’nu yetim bırakmıştır. Burada, bu ulü’l–azm peygamberlerin hemen hepsinin
anne himayesi, anne idaresi, anne terbiyesi ve anne gözetimi altında
büyümelerinin önemi ortaya çıkmaktadır ki, böyle bir konu üzerinde durulması
gerekir diye düşünüyorum.
İmam
Rabbanî Hazretleri: "Mübarek Ramazan ayı, bütün
hayırları ve bereketleri câmîdir.
Kim Ramazan ayını çok iyi değerlendirip hayır ve
bereketinden nasipdâr olursa, bütün
senesini o câmiiyet içinde
geçirmeye muvaffak olur." buyuruyor. Bu tespitin bir tahlilini
lütfedip, mübarek Ramazan ayını en rantabl
şekilde değerlendirme adına neler tavsiye edersiniz?
Soru: Bir hadis-i şerifte, “Her kim inanarak ve karşılığını sırf Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, onun geçmiş günahları bağışlanır.” buyurulurken “imanen ve’htisaben” kaydı konuluyor. Bu ifadeyi nasıl anlamalıyız?
Soru : Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in kendisine vahiy gelmeden önce devamlı
olarak şehirden uzaklaşıp, putlara tapmamanın zevkini çıkardığı yer ve
sonunda da kendisine peygamberliğin verildiği yani ilk vahyin geldiği dağın
ve mağaranın ismi nedir?
Soru : Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e Hira mağarasında iken gelen ilk vahyin şekli
nasıldır?
Soru : Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hicretinden hemen sonra Medine’de yaptığı
ilk üç iş nedir?
Bu ve buna benzer birçok soru ve cevaplarına ulaşmak için tıklayınız
(Efendimizin Hayatıyla İlgili Sorular başlığına bakınız.)
Kuran-ı Kerim: Hz. Muhammed’in(sav) Peygamber Olarak Gönderilmesi
Gönderen: resulum Tarih: 16.05.2007 Saat: 07:44 (153 okuma)
Bakara Suresi 119 – Biz seni sırf Kur’ân’la müjdelemen ve uyarman için gerçeğin ta kendisi olarak gönderdik. Yoksa sen cehennemliklerden ötürü sorguya çekilecek değilsin. [3,20; 88,22; 50,45]
Bütün insanlığa hitab edecek ve bütün dünyayı kucaklayacak bir din, elbette gizli kalamazdı. Madem insanlığı maddî manevî huzura kavuşturmak için bu din gönderiliyordu; öyle ise, açıktan açığa insanlara bildirilmesi ve tebliğ edilmesi zarurî idi.
Daha Fazla Ayrıntı için Menüden Efendimizin Hayatı Kısmına Bakabilirsiniz..
Yeryüzünü manevî bir karanlık kaplamıştı.
Mevcudat, beşerin zulüm ve vahşetinden âdeta mateme bürünmüştü. Gözyaşı döken gözler değil, ruh ve kalbler idi. Kalb ve ruhların keder, elem ve gözyaşına âlem de iştirak etmiş, sanki umumî yas ilân edilmişti!
Daha Fazla Ayrıntı için Menüden Efendimizin Hayatı Kısmına Bakabilirsiniz..
Sevgili! Sen gitmiştin...
Koyup bir başımıza, bırakıp pak ellerimizi, gurbetlerine salmıştın bizi.
Yetim kaldık, öksüz kaldık ve ellerimiz kirlendi yokluğunda...
Sen gitmiştin...
Ayrılıkların dilini hece hece ağlıyoruz şimdi.
Akşamlar iniyor dağlara ve hasretimiz yankılanıyor yamaçlarda.
daha geniş bilgiyi "EFENDİMİZE ŞİİRLER" başlığı altıda bulabilirsiniz.
1. (53)- İmam Malik'e ulaştığına göre, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şunu söylemiştir:
"Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetce asla sapıtmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resûlünün sünneti."[1]
daha geniş bilgiyi "SÜNNETE İTTİBA" başlığı altıda bulabilirsiniz.
Birinci Kısmın âhirinde şeâir-i İslâmiyeden bir nebze bahsedildiğinden,
şeâirin içinde en parlak ve muhteşem olan Ramazan-ı Şerife dair olan bu İkinci
Kısımda, bir kısım hikmetleri zikredilecektir. Bu İkinci Kısım, Ramazan-ı Şerifin
pek çok hikmetlerinden dokuz hikmeti beyan eden Dokuz Nüktedir.
Allah dostları tarafından sağlam kaynaklara dayanılarak 700.000 (yediyüz bin) civarında hadis -i şerif toplanmıstır. 700.000 hadis-i serif icerisinden de bu Hadis-i Erbain (40 Hadis) secilmistir. Secilen bu Kudsi Hadisler, Sadrettin-i Konevi Hazretleri tarafindan 1350 yılında aciklanarak yazilmis ve Selcukiler ve Osmanlilar zamaninda da cogaltilip dagitilmistir. Malatya beyi oglu Sadreddin-i Konevi , Muyiddini Arabi'nin uvey ogludur. Mehmet Akif Ersoy - Allah Rahmet eylesin- 1924-1936 yillari arasinda Misir'da bulundugu sirada, Cami'ul Ezher'de "Hadis-i Erbain'i" gormus. Arapca yazili olarak getirmistir. Turkiye'de de Diyanet isleri Baskanligi kanaliyla Turkce olarak bastirilip dagitilmasina vesile olmustur. 1996 yilinda da Ahmed Kayhan Hazretleri ve arkadaslari tarafindan yeniden kaleme alinmis olup , bastirilarak bedelsiz olarak dagitilmistir. 1999 yilinda ise Medineli Ahmed t. tarafindan internete aktarilmistir. Cenab-i Allah (C.C.) cumlemizi, zahir batin butun Ummet-i Muhammed'i (S.A.V.) , Kur'an-i Azimussan'nin Sefaat-i Muhammediye'sine nail eylesin. Amin.
197—
Birçok köylerde Cuma namazıkılınmasına öteden beri izin verilmiş
olduğundan beldelerde olduğu gibi köylerde de Cuma namazı kılına gelmiştir.
"Mescitlere ait hükümler bahsine de müracaat!."
114- Secde de namazın bir rüknü olduğundan farzdır.
Namaz kılan kimse, rükûdan sonra secdeye varır. Rükûdan doğrulduktan
sonra yere kapanarak iki dizi üzerinde ellerine dayanarak alnını ve bumunu (yüzünü)
iki eli arasında yere veya yere bitişik bir şey üzerine koyar. Yüce Allah'a
tazimde bulunur. Bu şekilde secde, her rekatta ikişer defa arka arkaya yapılır.
108- Namazlarda rükû da bir rükün olduğundan farzdır. Kıraetten
sonra eğilerek rükûa varılır. Baş ile sırt düz bir doğrultuda bulunur.
Eller dizlere kadar uzatılıp dizler kavranır. Ayakta namaz kılan kimsenin rükû
için yalnız başını eğmesi kafi gelmez. Arkasını da eğerek doğru bir çizgi
gibi düz bir durum almış bulunur. Bu, tam bir rükûdur. Rükûa giden kimse
böyle bir vaziyet almaz da kıyama daha yakın bir şekilde eğilirse, onun rükûu
sahih olmaz. Fakat rükû vaziyetine daha yakın eğilmiş ise, rükûu sahih
olur.
103- Namazda kıraet: Namaz kılanın kendisi işitebilecek
derecede dili ile harfleri belirterek Kur'an-ı Kerîm ayetlerinden bir mikdar
okunması, namazın bir rüknü olarak farzdır. Kendisi duyamayacak kadar bir
sesle okuyuş kıraet değildir. Ancak imama uyan kimse bu kıraetten müstesnadır,
bu kimse Kur'an okumaz. İleride açıklanacaktır.
Bir saray gibi şu âlemin, bir şehir gibi şu memleketin tek bir ustası vardır. Ve o usta, herşeyi idare eden yalnız odur. Hiçbir cihetle noksaniyeti yoktur. Bize görünmeyen o usta, bizi ve herşeyi görür ve sözlerini işitir. Bütün işleri mucize ve harikadır. Bütün bu gördüğümüz ve dillerini bilmediğimiz şu mahlûklar onun memurlarıdır. (Sözler sh: 280)
***
İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi, iman ve duadır. Küfür, insanı gayet âciz bir canavar hayvan eder. (Sözler sh: 315)